Müşteki Şikayetini Geri Alırsa Ne Olur? Bir Antropolojik Bakış Her toplum, bireylerinin davranışlarını, iletişimlerini ve adalet anlayışlarını farklı şekillerde şekillendirir. Bir antropolog olarak, farklı kültürleri anlamak, onların değerlerini ve ritüellerini keşfetmek her zaman büyüleyici bir deneyim olmuştur. Ancak, bazen toplumların adalet mekanizmalarını anlamak, onları sadece yasal çerçevelerle değil, aynı zamanda toplumsal yapılar, kimlikler ve semboller aracılığıyla da incelemeyi gerektirir. İşte bu yazıda, “müşteki şikayetini geri alırsa ne olur?” sorusuna antropolojik bir bakış açısıyla yaklaşacağız. Müşteki şikayetini geri alırsa, yalnızca hukuki bir durumdan çok, kültürel bir pratiğin parçası olarak değerlendirilmesi gereken bir meseledir. Birçok kültürde, şikayet geri alındığında sadece hukuki süreç…
Yorum BırakRenkli Fikir Mozaiği Yazılar
“En Kolay Kanser Hangisi?” Sorunun Kendisi Bize Ne Öğretiyor Şunu içtenlikle söyleyeyim: “en kolay kanser” diye arama yaptığında, aklındaki şey umutla beraber bir rehber arayışı. Hepimiz, karmaşık ve korkutucu bir kavramın içinde tutunacak bir dal arıyoruz. Ben de tam burada, arkadaş arasında konuşur gibi net ve dürüst olmayı seviyorum: Kanser söz konusu olduğunda “kolay” diye bir etiket yok. Ama “daha erken fark edilirse daha kolay yönetilen”, “tedaviye daha iyi yanıt veren” ya da “gidişatı daha öngörülebilir” olan türlerden söz edebiliriz. İşte bu yazı, o nüansın peşinde. “Kolay” derken aslında neyi kastediyoruz? Günlük dilde “kolay” dediğimizde genelde dört şeyden birini düşünüyoruz:…
Yorum BırakAhmet Cevdet Paşa ve Mecelle: Osmanlı’dan Günümüze Hukukun Sessiz Devrimi Bazı isimler vardır ki sadece bir dönemi değil, o dönemin ruhunu ve düşünce yapısını da temsil eder. Ahmet Cevdet Paşa da işte o isimlerden biri. Osmanlı İmparatorluğu’nun son yüzyılında hem hukuk hem de düşünce dünyasına yön veren bu büyük devlet adamı, bugün hâlâ konuşulan bir miras bırakmıştır: Mecelle. “Mecelle nedir?” sorusu, aslında sadece bir hukuk kitabını değil, bir medeniyetin adalet arayışını anlamak demektir. Gelin şimdi, bu önemli eserin doğuşunu, içeriğini ve etkilerini veriler, hikâyeler ve gerçek örneklerle birlikte adım adım keşfedelim. Mecelle Nedir? Osmanlı’nın İlk Modern Hukuk Kodu Mecelle-i Ahkâm-ı…
Yorum BırakGörsel ve İşitsel İletişim Nedir? İnsan Zihninin Duyusal Dilini Anlamak Bir psikolog olarak, insan davranışlarını anlamaya çalışırken fark ederim ki; kelimeler çoğu zaman yetersiz kalır. Çünkü insan, yalnızca konuşan bir varlık değil, aynı zamanda gören, duyan, hisseden bir varlıktır. Bazen bir bakış, bir ses tonu ya da bir sessizlik; yüzlerce kelimenin ötesinde anlam taşır. Görsel ve işitsel iletişim, işte tam da bu noktada insan psikolojisinin derinlerine dokunan bir kavramdır — duyguların, düşüncelerin ve niyetlerin sessiz ama güçlü dilidir. Görsel ve İşitsel İletişim: Duyularla Kurulan Anlam Köprüsü Görsel iletişim, görme duyusu aracılığıyla bilgi aktarımıdır. Yüz ifadeleri, beden dili, renkler, şekiller, mimikler…
Yorum BırakGrafit Neden Oluşur? Öğrenmenin Doğası Üzerine Pedagojik Bir Düşünme Eğitim, insanın kendini ve dünyayı yeniden keşfetme yolculuğudur. Her ders, her deneyim, zihnimizde yeni bir iz bırakır — tıpkı bir kalemin kâğıda bıraktığı siyah çizgi gibi. Grafit, görünüşte sadece bir madde, ama aslında öğrenmenin nasıl katman katman şekillendiğini anlamak için güçlü bir metafordur. Çünkü bir eğitimci olarak biliyorum ki, bilgi de tıpkı grafit gibi; basınçla, zamanla ve dönüşümle oluşur. Grafitin Bilimsel Temeli: Basınç Altında Doğan Bilgi Grafit, tamamen karbon elementinden oluşur. Yüksek sıcaklık ve basınç altında karbon atomları, düzlemsel tabakalar hâlinde birleşir. Bu yapısı grafite yumuşaklık kazandırırken, elektrik iletkenliği gibi özellikler…
Yorum BırakAşağıda, toplumsal yapıların ve bireylerin etkileşimini önemseyen bir araştırmacı perspektifiyle kaleme alınmış, “Dünyanın en büyük yük gemisi kaç groston?” sorusunu sosyolojik bir mercekten ele alan özgün bir blog yazısı yer alıyor: — Kıyıların Ötesinde: Gücün, Teknolojinin ve Toplumsal Algının Katmanları Bir sosyolog olarak çoğu zaman denize bakarım; deniz, sınırları, yolları, yükü, gemisiyle bir toplumun dünyayla ilişkisini gösterir. “En büyük yük gemisi kaç groston?” sorusu, yalnızca bir mühendislik sınırını sorgulamak değil; teknolojik devinim, sermaye odakları, devasa ölçeklerin simgeselliği ve toplumsal algıların nasıl oluştuğu üzerine düşünmek için bir kapıdır. Gelin bu soruyu, gemilerin teknik verisinden başlayarak toplumsal biçimlerle birbirine bağlanmış bir analizle…
Yorum BırakDefine Romanı Kimin? Küresel ve Yerel Perspektiflerden Bir Yolculuk Bazı sorular vardır ki cevabı tek bir kişiye, tek bir kültüre ya da tek bir zamana ait değildir. “Define romanı kimin?” sorusu da tam olarak öyle… Belki bir yazara, belki bir topluma, belki de hepimize ait. Bu yazıda, define romanlarının kökenlerine, anlam katmanlarına ve farklı coğrafyalarda nasıl şekillendiğine birlikte bakacağız. Hazırsanız, hem evrensel hem de yerel izlerin peşine düşeceğimiz bu samimi yolculuğa çıkalım. Define Romanı: Macera, Arayış ve İnsanlığın Ortak Hikâyesi Define romanı dendiğinde akla ilk gelen şey; gizemli haritalar, kayıp hazineler, tehlikeli yolculuklar ve beklenmedik keşiflerdir. Ancak bu türün asıl…
Yorum Bırak9 Şubat kandil mi? “Takvim turizmi”ne kapılmadan gerçeği konuşalım Kısa cevap: “9 Şubat kandil mi?” sorusunun cevabı yıla göre değişir. Örneğin 2025 ve 2024’te 9 Şubat kandil değil. Detaylar ve nedenleri aşağıda. İtiraf edelim: Her yıl aynı kısır döngü. “9 Şubat kandil mi?”, “Bu akşam kandil mi?”, “Kandil mesajları hazır mı?”… Dinin en özel gecelerini, Google’a yazıp ilk çıkan linke tıklayarak öğrenmeye çalışan bir ülkeye dönüştük. Peki gerçekten meselemiz tarih mi, yoksa hafızamızla beraber anlamı da takvime mi emanet ettik? Gelin, bu alışkanlığı masaya yatıralım; çünkü bu soru göründüğünden çok daha fazla şeyi açık ediyor. 9 Şubat kandil mi? (2025,…
Yorum Bırakİyi Bir Girişimci Nasıl Olmalı? Felsefi Bir Bakış Girişimcilik, insanlık tarihinin en eski ve en dinamik olgularından biri olarak, her dönemde farklı şekillerde yorumlanmış, geliştirilmiş ve uygulanmıştır. Ancak her zaman, girişimcilik sadece ticari bir başarıyla ölçülen bir süreçten çok daha fazlasını ifade etmiştir. Bir filozofun bakış açısıyla girişimcilik, bireyin kendini ve çevresini anlamlandırma çabası olarak da düşünülebilir. Bu yazıda, iyi bir girişimcinin nasıl olması gerektiğini, etik, epistemoloji ve ontoloji perspektiflerinden tartışacağız. Düşünsel bir yolculuğa çıkarak, bu konuda felsefi bir bakış açısı geliştireceğiz. Ontolojik Perspektiften Girişimcilik Ontoloji, varlık bilimi olarak bilinir ve bir şeyin varlık biçimini, doğasını araştırır. Girişimciliği ontolojik açıdan…
Yorum BırakGüneş Bir Gök Cismi mi? Öğrenmenin Işığında Pedagojik Bir Yolculuk Öğrenmek, insanın kendini yeniden keşfetmesidir. Bir eğitimci olarak her sabah sınıfa adım attığımda, öğrencilerin merak dolu gözlerinde aynı soruyu görürüm: “Bu bilgiyi neden öğreniyoruz?” O anlarda Güneş’i düşünürüm. Hem ısıtır hem aydınlatır, ama aynı zamanda öğretir. “Güneş bir gök cismi mi?” sorusu, yalnızca bir fen bilgisi sorusu değildir; öğrenmenin doğasını anlamamıza açılan bir penceredir. Çünkü öğrenme, tıpkı Güneş gibi, içten gelen bir enerjiyle çevresine ışık saçtığında anlam kazanır. Güneş Bir Gök Cismi Olarak: Bilgiyle Başlayan Merak Fen bilimleri açısından Güneş, kendi ışığını ve ısısını yayan dev bir yıldızdır — yani…
Yorum Bırak