İzmir’de Bir Kafede Başlayan Büyük Soru: Sözelden Astsubay Olunur Mu?
İzmir’de yaşıyorum. 25 yaşındayım. Kafamın içinde sürekli açık sekme gibi duran düşünceler var: biri faturalar, biri gelecek kaygısı, biri de hiç alakasız bir anda “acaba sözelden astsubay olunur mu?” sorusunu fırlatıyor ortaya.
Geçen gün Alsancak’ta bir kafede oturmuşum, önümde filtre kahve, yan masada iki kişi hararetli şekilde “kadroya girmek” muhabbeti yapıyor. Ben de ister istemez kulak misafiri oldum. Bir noktada biri “ben sayısalcıyım, şansım yüksek” dedi. O an iç sesim devreye girdi:
“Tamam da ben sözelciyim… Benim şansım Wi-Fi’siz internet gibi mi?”
İşte bu yazının çıkış noktası tam olarak o an.
Sözelden Astsubay Olunur Mu? Sorusu Neden Bu Kadar Çok Kafayı Yiyor?
Bazı sorular var ki, insanın beyninde ping gibi dönüp durur. “Sözelden astsubay olunur mu?” da onlardan biri. Sanki Google’a yazınca cevap çıkacak ama insan yine de ikna olmayacakmış gibi.
Ben de o tip insanım. Bir şey öğrenince yetinmem, 3 farklı forumdan, 2 YouTube yorumundan, 1 de “dayımın arkadaşının oğlu öyle olmuş” bilgisiyle doğrulama yapmaya çalışırım.
Ama iş astsubaylık meselesine gelince olay biraz daha ciddi bir hal alıyor. Çünkü bu sadece meslek değil, aynı zamanda “ben hangi yoldan gidiyorum?” sorusunun da bir uzantısı.
Ve ben İzmir’de, Karşıyaka vapurunda martılara bakarken bile bunu düşünebiliyorum.
“Martılar bile planlı uçuyor olabilir mi?”
Astsubaylık Hayali ve Sözelcinin İç Çatışması
Şimdi dürüst olalım. Sözelci olunca insanın beynine şu fikir yerleşiyor:
“Benim yolum ya edebiyat ya iletişim ya da tamamen belirsiz bir freelance hayat.”
Ama sonra biri çıkıp diyor ki:
“Polis, asker, astsubay…”
İşte orada içimdeki iki kişi kavga ediyor.
Birinci Ses: Mantıklı Olan
“Sen sözelcisin, bu iş sayısal değil mi? Fizik, matematik, disiplin… Ne işin var?”
İkinci Ses: İzmirli Umursamaz Versiyonum
“Abi denemeden bilemeyiz. En kötü olmaz, döner yine çaycı oluruz.”
Ve bu iki ses genelde Bostanlı sahilinde yürürken tartışıyor. Dışarıdan bakan biri olsa “bu çocuk kendi kendine gülüyor” der. Evet, doğru.
Sözelden Astsubay Olunur Mu? Gerçekler ve Efsaneler
Bu sorunun etrafında dönen çok fazla efsane var. Özellikle internet ortamında.
Bir grup insan diyor ki:
“Olmaz kardeşim, sayısal şart.”
Bir diğer grup:
“Olur ya, yeter ki azimli ol.”
Ben ise ortada bir yerdeyim. Yani hem umutlu hem de gerçekçi depresyon modunda.
Aslında mesele sadece “sözel” ya da “sayısal” değil. Sistem daha geniş bir çerçeveye bakıyor. Ama insanın kafası o kadar kolay basitleştiriyor ki:
“Sözel = dışarıda kalmak”
“Sayısal = her kapı açık”
Bu kadar düz değil tabii. Ama insan zihni karmaşık şeyleri sevmiyor, özellikle sabah işe geç kalmışsa.
Arkadaş Ortamı: En Gerçek Test Alanı
Geçenlerde arkadaşlarla bir mekanda oturuyoruz. Konu yine klasik:
Ne olacaksın?
İş var mı?
Askerlik mi kariyer mi?
Bir anda konu bana döndü.
“Sen ne yapacaksın ya?”
Ben de gayet ciddi bir yüzle:
“Düşünüyorum… sözelden astsubay olunur mu acaba?”
Masada 3 saniyelik bir sessizlik oldu.
Sonra biri kahkahayı bastı:
“Sen mi? Sen en fazla orduda moral motivasyon biriminde görev alırsın.”
O an güldüm ama içten içe düşündüm:
“Belki de bu bile bir şeydir.”
İç Ses 2: Fazla Gerçekçi Arkadaş Repliği
“Bak kardeşim, sen daha sabahları alarmı susturamıyorsun, ülke koruyacaksın.”
Haklı mı? Evet.
Kırıcı mı? Biraz.
Gerçek mi? Fazlasıyla.
Ama insan yine de düşünüyor işte.
Sözelci Olmanın Askeri Kariyerle İlişkisi Sandığından Daha Karmaşık
Sözelci olmak demek sadece edebiyat okumak değil. Aslında iletişim, analiz, hızlı düşünme, insan ilişkileri gibi alanlarda güçlü olmayı da beraberinde getiriyor.
Ama toplumda bir algı var:
“Sözelci = masa başı, sakin işler”
Oysa hayat öyle düz değil.
Ben mesela bazen Karşıyaka iskelesinde vapuru beklerken bile 5 farklı senaryo kuruyorum:
Astsubay olsam sabah nasıl kalkardım?
Üniforma giyince ciddiyetim artar mı?
Yoksa ben yine içimde şaka yapan adam mı kalırım?
Son sorunun cevabı genelde evet.
Sözelden Astsubay Olunur Mu? Sorusunun Psikolojik Tarafı
Asıl mesele aslında şu: İnsanlar bu soruyu sadece meslek için sormuyor.
Bir anlam arıyorlar.
“Sözelden astsubay olunur mu?” sorusu bazen şunu demek oluyor:
“Ben kendimi başka bir alanda var edebilir miyim?”
Çünkü sözelci olmak bazen insanı tek bir kutuya koyuyormuş gibi hissettirebiliyor. O kutunun dışına çıkmak isteyince de böyle sorular ortaya çıkıyor.
Ben de bazen kendimi İzmir’de yürürken şöyle yakalıyorum:
“Belki de ben yanlış bölümde değilim, sadece yanlış senaryoda ilerliyorum.”
Sonra simit alıp devam ediyorum. Çünkü hayat bazen simitle devam edilebilecek kadar basit hissettiriyor.
Kısa Bir Gerçeklik Molası
Astsubaylık ciddi bir meslek. Disiplin, eğitim, fiziksel yeterlilik ve farklı kriterler içeriyor. Yani sadece “sözelciyim ama istersem olur mu?” sorusundan ibaret değil.
Ama insanın hayal kurma hakkı var. En azından vapur beklerken.
Günlük Hayat: İzmir Sokaklarında Düşünce Deneyleri
İzmir’de yaşamak bazen sürekli düşünme hali demek.
Mesela geçen gün Konak’ta yürürken bir asker grubunu gördüm. Düzgün yürüyüş, ciddi bakışlar, disiplin…
Ben ise aynı anda dondurmacıya kaç lira bıraktığımı hesaplıyorum.
İç ses:
“Sen mi astsubay olacaksın?”
Ben:
“Belki olsam disiplinli olurum.”
İç ses:
“Sen sabah kahveni bile döküyorsun.”
Haklı.
Ama yine de insanın içinde bir “ya olursa?” hissi hep kalıyor.
Eklektika okurlarıyla “Sözelden astsubay olunur mu” konusunu paylaşmak gerçekten güzeldi. Bir sonraki yazımızda görüşmek üzere!
Sözelden Astsubay Olunur Mu? Sorusunun Asıl Cevabı
Bu sorunun tek bir cümlelik cevabı yok. Çünkü mesele sadece bölüm değil; şartlar, sınavlar, fiziksel kriterler ve en önemlisi kişinin kendini bu yola ne kadar uygun gördüğüyle ilgili.
Ama şunu net söyleyebilirim: İnsanlar çoğu zaman “yapabilir miyim?” sorusunu aslında “kendime yeni bir ihtimal açabilir miyim?” diye soruyor.
Ben de tam olarak bunu yapıyorum.
25 yaşında, İzmir’de yaşayan, bazen fazla düşünen, bazen gereksiz rahat bir adam olarak…
Bir gün kendimi ciddi bir üniforma içinde hayal ediyorum, ertesi gün Karşıyaka’da balık ekmek yerken hayatı sorguluyorum.
İkisi de benim.
Ve belki de asıl mesele şu: İnsan hangi bölümden mezun olursa olsun, içinde taşıdığı merak onu farklı yerlere götürebilir.
Ama o yolun nereye çıkacağını kimse baştan tam olarak bilemez.
Buna da Göz Atın: Sağlıklı karaciğer kaç olmalı ?