Eklektika olarak bu yazımızda “Masterson terapi nedir” konusunu masaya yatırıyoruz. Keyifli okumalar!
Bir günün içinden başlayan hikâye: Masterson terapi nedir?
Kayseri’de kış biraz sert geçer. Sabahları camların buğusu, akşamları ince ince yağan karın sessizliği… İnsan ister istemez kendi iç sesini daha çok duyar burada. Son zamanlarda ben de tam olarak böyle bir dönemin içindeyim. Dışarıdan bakınca sıradan bir hayat gibi görünüyor: işe gidiyorum, dönüyorum, çay koyuyorum, bazen arkadaşlarla buluşuyorum. Ama içimde başka bir şey var; adı konmamış bir sıkışma hali.
Bu sıkışmanın beni getirdiği yerlerden biri de terapi odası oldu. Ve orada ilk kez duyduğum bir şey vardı: Masterson terapi.
İlk karşılaşma: “Siz hep aynı yerde mi takılı kalıyorsunuz?”
İlk seansı hiç unutmuyorum. Odaya girerken kendimi biraz tuhaf hissetmiştim. Sanki içeri girdiğim anda hayatımın temposu yavaşlamış gibi… Koltuğa oturduğumda elimdeki montu nereye koyacağımı bile bilemedim.
Karşımda sakin bir ses vardı. Çok direkt konuşmayan, acele etmeyen bir üslup… “Son zamanlarda en çok ne zorladı seni?” diye sordu.
Cevap vermekte zorlandım. Çünkü tek bir şey yoktu. İş, ilişkiler, aile, geleceğe dair o belirsiz his… Hepsi birbirine karışmıştı.
Tam o sırada “Masterson terapi nedir?” sorusu ilk kez orada açıldı. Bana bir yöntemden bahsetti. Ama kitap cümlesi gibi değil, daha çok insanın kendi içindeki çatışmayı anlamaya çalışan bir yaklaşım gibi.
Masterson terapi nedir?
O seansta öğrendiğim kadarıyla Masterson terapi, kişinin özellikle erken dönem ilişkilerinden gelen içsel çatışmalarını anlamaya odaklanan bir yaklaşım. En çok da “yakınlık” ve “bağımsızlık” arasındaki gerilim üzerine duruyor.
Bir yanda sevilmek isteyen bir taraf, diğer yanda incinmekten korktuğu için geri çekilen bir taraf…
İşte o an içimde bir şey kıpırdadı. Çünkü bu cümle bana fazla tanıdık geldi. Sanki yıllardır yaşadığım ama adını koyamadığım bir şey biri tarafından yüksek sesle söylenmişti.
İkinci sahne: Sessizlikte gelen farkındalık
Bir sonraki seanslarda çok konuştuğumu hatırlamıyorum. Daha çok duruyordum. Sessizlik uzadıkça rahatsız olacağımı sanıyordum ama tam tersi oldu.
Bir gün, yine Kayseri’nin soğuğunda terapiye giderken içimden “Ben neden sürekli insanlara yakınlaşıp sonra geri çekiliyorum?” diye geçirdim.
Seansta bunu söylediğimde kısa bir sessizlik oldu. Sonra basit bir cümle geldi:
“Yakınlık seni aynı anda hem rahatlatıyor hem de tehdit gibi hissettiriyor olabilir.”
O an garip bir şey oldu. İçimde bir yerde “evet” dedim. Ama bu bir teslimiyet gibi değil, daha çok uzun zamandır unutulmuş bir gerçeğin hatırlanması gibiydi.
Masterson terapi nedir sorusu benim için artık sadece bir tanım değildi. Günlük hayatımın içine karışmaya başlamıştı.
Kayseri sokaklarında düşünürken
Seanslardan sonra genelde yürüyerek eve dönüyorum. Kayseri’nin akşamları sessizdir. İnsan kendi adımlarını daha net duyar. O yürüyüşlerde hep aynı şeyi düşünüyordum: “Ben neden bazen birine çok yakın olmak isterken, bir anda her şeyden kaçmak istiyorum?”
Bir arkadaşım mesaj atıyor, seviniyorum. Sonra mesaj uzadıkça içimde bir sıkışma oluyor. Cevap vermeyi erteliyorum. Sonra suçluluk… Sonra yine uzaklaşma isteği.
Bunu fark etmek kolay değildi. Ama Masterson yaklaşımı bana şunu hissettirdi: bu bir karakter kusuru değil, anlaşılabilir bir iç çatışma.
İçimdeki iki ses
Zamanla içimde iki farklı ses olduğunu fark etmeye başladım.
Biri çok yakın olmak isteyen tarafım:
“Beni görsünler, anlasınlar, yalnız kalmayayım.”
Diğeri ise geri çekilen tarafım:
“Yaklaşma, incinebilirsin, kontrolü kaybedebilirsin.”
Masterson terapi nedir sorusunun cevabı benim için biraz da bu iki sesin çatışmasını anlamak oldu.
İlk kez kendime kızmak yerine kendimi dinlemeye başladım. Bu kolay olmadı. Hatta bazı günler daha da zorlaştım çünkü farkındalık bazen konforu bozuyor.
Bir kırılma anı
Bir seans öncesi yaşadığım bir şey var ki hâlâ aklımda. O gün çok yorgundum. İşte üst üste hatalar yapmıştım, kafam doluydu. Birine bir şey anlatmak istemiştim ama sonra mesajı silmiştim.
Seansa girdiğimde direkt bunu anlattım. “Ben insanlarla bağ kurmak istiyorum ama sonra her şeyi bozuyorum gibi hissediyorum,” dedim.
O an terapist şunu söyledi:
“Belki de bağ kurduğun anda kaybetme korkun da devreye giriyor.”
İşte o cümle… İçimde bir şeyleri yerinden oynattı. Hayal kırıklığı gibi başladı ama sonra bir açıklığa dönüştü. Sanki yıllardır kapalı duran bir pencere aralanmış gibiydi.
Günlük hayata yansıyan değişim
Her şey bir anda değişmedi. Ama küçük şeyler değişmeye başladı.
Bir arkadaşım aradığında hemen geri dönmemeye başladım ama bu kez kaçtığım için kendime kızmadım. Sadece “şu an zorlanıyorum” diyebildim.
Bazen birine fazla bağlanma isteğim geldiğinde bunun geçici bir duygu olduğunu fark ettim.
Masterson terapi nedir sorusu artık teorik bir şey değil, günlük hayatımda karşılığı olan bir farkındalık haline geldi.
Küçük bir sahne: Çay, yağmur ve düşünceler
Bir akşam, pencere kenarında çay içerken dışarıda hafif bir yağmur vardı. O an garip bir huzur geldi. Hâlâ tam olarak “iyiyim” diyemiyordum ama eskisi gibi dağınık da değildim.
Kendi kendime şunu söyledim:
“Ben aslında bozuk değilim. Sadece bazı duyguları yönetmeyi öğreniyorum.”
Bu cümle basit ama içimde büyük bir ağırlığı hafifletti.
İlişkilerde değişen şeyler
İlişkilerimde de küçük değişimler oldu. Artık biriyle yakınlaştığımda hemen kaçma ihtiyacı hissettiğimde bunu bastırmak yerine fark etmeye başladım.
Bir gün bir arkadaşım “son zamanlarda daha sakinsin” dedi. Belki de öyleydim. Ama bu sakinlik dışarıdan görünen bir şeyden çok, içimdeki gürültünün biraz azalmasıydı.
Masterson terapi nedir sorusu burada tekrar anlam kazanıyor. Çünkü mesele sadece geçmişi konuşmak değil, geçmişin bugün nasıl yaşandığını görmekti.
Umut hissi
En beklemediğim şey ise umut oldu. Çünkü başta terapi bana sadece zor bir yüzleşme gibi gelmişti. Ama zamanla bunun içinde bir hafifleme de olduğunu fark ettim.
Tam iyileşmiş gibi hissetmiyorum. Ama artık kendime daha az yabancı hissediyorum.
Kayseri’nin soğuk akşamlarında yürürken içimden geçen düşünceler artık daha az dağınık. Daha yavaş, daha anlaşılır.
Son bir düşünce
Belki de en önemli şey şu: İnsan kendi içindeki çatışmayı anlamaya başladığında, hayat bir anda kolaylaşmıyor. Ama daha anlaşılır hale geliyor.
Masterson terapi nedir sorusunun bende bıraktığı cevap tam olarak bu: insanın kendini bölünmüş parçalar halinde değil, bir bütün olarak görmeye başlaması.
Ve bu bütünlük hissi, yavaş yavaş, sessizce geliyor.
Benzer Konular: Kalitenin anlamı nedir ?