Geleneksel Eğitim Anlayışı Nedir? Bir Gencin Eğlenceli Yolculuğu
Geleneksel eğitim anlayışı nedir? Birçok insan için bu soru, sıradan bir okul günü boyunca uyuklarken akıllarına gelen, “Neydi o öğretmenin söylediği şey? Bir daha asla hatırlamam!” türünden düşüncelerin bir yansımasıdır. Ama durun! Biraz derinlemesine bakalım. Geleneksel eğitim demek, tam olarak şu demek: Sınıfın ortasında ders kitapları, kalemler, defterler, ve bir öğretmen, gözlükleriyle, bakışlarıyla seni çaresiz bırakırken, bilgiyi sanki bir sprey boyayla kafana yapıştırır gibi sana aktarır. Hepimizin bir şekilde içinden geçtigi bir deneyim değil mi?
Okulda Neler Oluyordu? Anılar Hızla Gelecek
Hadi gelin biraz geçmişe dönelim. Sabahın kör karanlığında, okul çantamızda eksik olan kalemler ve defterlerle, her zaman biraz aceleyle hazırlanan bir gün başlıyordu. Öğretmen girecek, herkes sessizleşecek, ders başlayacaktı. Ama bir şey var, geleneksel eğitim anlayışı dediğimizde, aklımıza çoğu zaman sadece bu görüntü gelir: sınıfın ortasında öğretmen bir şeyler anlatır, biz de anlamadan not alırdık. İşte o zamanlar dersten sonra arkadaşlarıma şöyle diyordum:
“Bunu anladım mı acaba? Bence anlamadım, ama dert etmiyorum. Öğretmen zaten her şeyin cevabını tahtaya yazacak.”
Geleneksel eğitim anlayışı nedir sorusunun cevabını aslında biraz da böyle aradık. Öğretmen tahtada bir şeyler yazarken, biz de sanki bu yazıyı kafamızın içine yerleştiriyor gibiydik. Halbuki çoğu zaman o yazılar, sadece birer “görsel dekor”dan öteye gitmezdi.
“Her şey tahtada, bak da al!”
“Sınavların Yıldızı” Olan Bu Metot
Sınavlar… Ah, sınavlar! Geleneksel eğitim anlayışının belki de en önemli parçası. Hatırlıyor musun? Duygusal olarak bağlantı kurmaya çalışan bir öğrenci, sınavın yaklaştığı dönemde derin düşüncelere dalar:
Kendi İç Sesim: “Ohoo! Bu sınavda büyük ihtimalle kendimi ‘başarısızlık’ adı verilen terimin tam tanımına koyarım. Ama yapacak bir şey yok, bu yolun sonu burası.”
Ama yine de çalışmaya başlardık, sırf geçmek için. “Gerçek öğrenme”nin neredeyse hiç kimse için önemli olmadığı bir ortamda, sınavlar hala tek amaç olarak kabul ediliyordu. Ve o her sınavın sonrasında gelen yorgunluk… Geçen yılın ilk sınavında daha yeni ‘Geometri’yi anlamışken, bir sonraki dönemde yeniden konuyu “keşfetmek” zorunda kalıyorduk.
Arkadaşım: “Bu yıl Geometri’yi sıfırdan öğreneceğiz galiba. Zaten geçen yıl öğrendiklerim uçtu.”
Ben: “Sadece geçen yıl mı? 3 yıl önce de ‘üçgen’ demiştim ‘dörtgen’ diye, anlamadım ben hala!”
Gelecekte Ne Olacak? Kafalar Karışık
Bunlar geçici, gelecek için çok daha büyük bir soru var kafamda: Gelecekte geleneksel eğitim anlayışı nasıl bir şekil alacak? Yani, 5-10 yıl sonra bu eski usül eğitim yöntemleri hâlâ var mı olacak, yoksa biz eğitimle birlikte eğitimi de mı değiştireceğiz? Özellikle teknolojiyle iç içe geçmiş bir dünya düşününce, hala sırf kağıt üzerinde sınavlarla bir şeyler ölçülmeye devam edecek mi? İşte bu noktada, endişelerime biraz mizahi yaklaşarak kendime sorular sormaya başlıyorum:
Ben: “Ya bu eğitim sistemi, eski tip sınavlarla mı devam edecek? Yoksa bir gün, o öğretmen yerine, öğretmen robotlar mı olacak?”
Arkadaşım: “Bence öğretmen robotlar falan değil, öğretmenler ‘merhaba’ demek için bile programlanabilir.”
Evet, belki de geleneksel eğitim anlayışı hâlâ sürse de, bir yerlerde teknolojik değişim rüzgarı sert esiyor. Bu durum, öğretilenlerin ve öğretme şeklinin değişebileceği anlamına geliyor. Peki ya, geleneksel eğitim anlayışı gibi bir şey tamamen dijital bir hale gelirse?
Kendi İç Sesim: “Sınavda ‘Evet’ ya da ‘Hayır’ soruları yerine, ekrana yazdığımız her şey, robot öğretmen tarafından ‘anlatıldı’ mı kabul edilecek?”
Geleneksel Eğitim: Eğlenceli Bir İroni
Sonuç olarak, geleneksel eğitim anlayışı nedir diye düşündüğümde, bana öyle bir dünya geliyor ki, hem geçmişin ciddiyetini hem de geleceğin belirsizliğini taşıyor. Hem sistemin sunduğu her şeyi ciddiye almak zorunda kalırken, bir taraftan da eğlenceli bir şekilde “Acaba gerçek öğrenme ne zaman olacak?” diye sormadan edemiyorum. Belki de “Gerçek öğrenme” dediğimiz şey, bizim bu sisteme, her anı sıkıcı, boğucu, ama eğlenceli hale getirme becerimizden ibaret olacak.
Bu yazıda sizlere, geleneksel eğitim anlayışını mizahi bir dille anlattım, ama aslında her şeyin bir değişim içinde olduğunu unutmayın. Zamanla geleneksel eğitim anlayışının yavaşça yeniliklere evrilmesiyle, belki de yeni nesil, eğitimde çok daha farklı yöntemlerle donatılacak. Hani belki de ileride sınavlar, robotik bir şekilde karşımıza çıkacak… O zaman, ben yine de, “Evet, geleneksel eğitim anlayışı nedir?” diye düşünüp, şimdilik buna gülüyorum.