100 Ortalama ile Takdir Alınır Mı? Toplumsal Cinsiyet ve Sosyal Adalet Açısından Bir Bakış
100 Ortalamayla Takdir Almak: Neden Sadece Bir Sayı?
İstanbul’da, bir sabah işe giderken metrobüste karşımda bir grup lise öğrencisi vardı. Biri diğerine “Geçen sınavdan 100 aldım, takdir alır mıyım?” diye soruyordu. Diğer arkadaşları gülümsedi ve birinin cevabı tam olarak şuydu: “Tabii ki, 100 aldın ya! Herkesin beklediği o takdir, sana gelir.” Bu diyalog, basit gibi görünse de içinde pek çok toplumsal dinamiği barındırıyor. 100 ortalama ile takdir alınır mı? sorusu, aslında sadece bir akademik başarı meselesi değil, aynı zamanda toplumsal cinsiyet, sınıf, ve sosyal adalet ile de doğrudan ilişkili bir konu.
Her ne kadar 100 almak birçok kişi için başarıyı simgelese de, bu sadece sayısal bir değerlendirmedir. Birçok farklı etken, bu 100’ün arkasındaki hikayeyi değiştirebilir. İyi bir öğrenci olmak, sadece derslerde başarılı olmakla ölçülmemelidir. Peki, bu başarıyı farklı toplumsal gruplar nasıl algılar? Herkes için aynı 100 puan anlamına mı geliyor?
Toplumsal Cinsiyet ve Takdir: Kadınlar ve Erkekler Arasındaki Farklar
Sosyolojik olarak bakıldığında, kadınlar ve erkekler arasındaki akademik başarı beklentileri farklı şekillerde şekillenebilir. Mesela, bir erkek öğrenci 100 aldıysa, bu genellikle “tabii, bu zaten beklenen bir şey” gibi karşılanabilir. Erkeklerin başarılı olması, çoğu zaman toplumsal cinsiyet normları gereği daha “doğal” kabul edilir. Ama bir kız öğrencinin 100 alması, toplumda bazen daha fazla takdir gerektiren bir durum olarak görülür.
Sokakta, okullarda ve iş yerlerinde sıkça gördüğüm gibi, erkeklerin başarıları, toplum tarafından bazen daha az sorgulanırken, kadınların başarıları sıkça “daha fazla” övgüye değer görülür. Bu, kadınların toplumsal olarak başarılı olmak için daha çok çaba göstermeleri gerektiği algısını besler. Eğer bir kız öğrenci 100 alıyorsa, bu ona toplumda daha fazla dikkat çekebilir ve “Takdir alır mı?” sorusu daha anlamlı hale gelebilir. Ancak erkeklerde bu soru çoğunlukla geçerli bile olmayabiliyor. Çünkü toplumsal beklentilere göre, erkeklerin zaten başarıya ulaşması bekleniyor.
İş Yerinde, Okulda ve Hayatta: Herkes İçin 100 Ortalama Aynı Mı?
Bir gün, iş yerinde konuştuğumuz bir konuydu: “100 ortalama ile takdir almak, gerçekten herkes için aynı anlamı taşıyor mu?” Burada, konuyu sadece eğitimle sınırlamamak gerektiği ortaya çıktı. İş yerindeki farklı pozisyonlarda ve gelir seviyelerinde olan insanlar için “başarı” ve “takdir” farklı şeyler ifade ediyor. Örneğin, bir sivil toplum kuruluşunda çalışan biri için başarı, belki de 100 yerine toplumsal farkındalık yaratmakla ölçülüyor. Eğitimde 100 alan birinin iş hayatında da başarılı olacağı gibi bir inanış olsa da, bu genellikle gerçeği yansıtmaz.
Gözlemlediğim kadarıyla, özellikle düşük gelirli mahallelerde yaşayan öğrenciler için, “100” puan almak bile toplumsal olarak daha büyük bir anlam taşıyor. Birçok öğrenci, okula ulaşımda, evdeki sorumluluklarla başa çıkmada ve ekonomik sıkıntılarla mücadele etmek zorunda kalırken, aynı zamanda akademik başarıyı yakalamak da bir o kadar zorlayıcı olabilir. O yüzden, bu tür öğrenciler için “100” almak bir takdir meselesi değil, “başarıya ulaşmak için daha fazla fedakarlık yapmak” olarak algılanıyor. Bu, işin içine sınıf farklarının girmesinin bir sonucu.
Bir yanda, özel okullarda eğitim gören, eğitimdeki başarıyı doğrudan öğrenim kaynaklarıyla destekleyen öğrenciler, diğer yanda ise temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanan, eğitimdeki fırsat eşitsizliği ile mücadele eden öğrenciler var. Her ikisi de “100” alabilir, ancak bu 100’ün arkasındaki hikaye farklıdır. Biri, imkânlar dahilinde rahatça ulaşırken, diğeri bu başarıya ulaşmak için çok daha fazla çaba harcar.
Sosyal Adalet ve Eğitim: 100’ün Gerçek Anlamı
Eğitimde başarıyı sadece sayısal olarak değerlendirmek, sosyal adalet anlayışına aykırıdır. Çünkü eğitimde eşitsizlikler, sosyal sınıf, cinsiyet, ve daha birçok faktör tarafından şekillenir. 100 ortalama ile takdir alınır mı? sorusu, bu açıdan toplumsal eşitsizlikleri gizleyen bir kavram olabilir. Bir bireyin 100 alması, bazen sadece o bireyin değil, çevresindeki koşulların da etkisiyle mümkündür. Yani her 100, aynı çaba ve fırsatları gerektirmez.
Eğitimde eşitlik sağlanmadığı sürece, bu tür başarılar da gerçek anlamda bir başarıya dönüşmeyebilir. Bazı öğrenciler, sistemin içinde barındırdığı engelleri aşmak zorunda kalırken, diğerleri bu engellerle hiç karşılaşmaz. Eğitimde fırsat eşitliği sağlanmadığı sürece, başarıya giden yolun her birey için aynı olmadığı gerçeği göz ardı edilemez.
Sonuç Olarak: 100, Sadece Bir Sayı Değil
Sonuçta, 100 ortalama ile takdir almak herkes için aynı anlamı taşımaz. Bu başarı, birçok etkenin bir araya gelmesiyle oluşan bir durumdur. Toplumsal cinsiyet, sınıf, ekonomik durum ve fırsat eşitsizliği, bu 100’ün arkasındaki gerçek hikayeyi belirler. Eğitimde fırsat eşitliği sağlanmadığı sürece, bu tür başarılar her birey için farklı anlamlar taşır. 100 almak, sadece bir sayıdan daha fazlasıdır. Bu sayı, kimi zaman sosyal eşitsizliklerin bir yansıması, kimi zaman da bireysel çabanın zirveye ulaşmasıdır.