Eklektika olarak her zaman olduğu gibi, bu kez “Son plaka kaç” konusunda sizin yanınızdayız. Son plaka kaç? Kentte görünmeyen düzenin gündelik hayata yansıması İstanbul’da toplu taşımayı her gün kullanan biri olarak bazı sorular kulağa basit gelse de, aslında şehirdeki eşitsizliklerin küçük birer göstergesi gibi çalışıyor. “Son plaka kaç?” sorusu da bunlardan biri. İlk duyduğumda yalnızca taksi çağırırken söylenen bir detay sanmıştım. Zamanla bu ifadenin, ulaşım pratiklerinin, şans algısının ve hatta toplumsal adalet tartışmalarının içine sızan bir kod gibi işlediğini fark ettim. 29 yaşında, bir sivil toplum kuruluşunda çalışan biri olarak günümün önemli bir kısmı sahada, sokakta ve toplu taşımada geçiyor.…
Yorum BırakKategori: Makaleler
“San Sebastian Sivas tatlısı mı” hakkında araştırma yapanlar için hazırlanan bu içerikte önemli noktalara değineceğiz. Sivas’ın En Ünlü Şeyi Nedir? İzmir’den Bakınca Hayatın “Büyük Sürprizi” İzmir’de büyümüş bir insan olarak şunu çok net söyleyebilirim: Deniz, güneş, gevrek ve “yaşamak güzel şey be kardeşim” hissi insanın içine işliyor. Sonra bir gün biri çıkıp “Sivas’ın en ünlü şeyi nedir?” diye soruyor ve beynin bir anda mavi ekran veriyor. Çünkü İzmir’de en büyük sorun “Bugün Alsancak mı Karşıyaka mı?” iken, Sivas tarafında işler biraz daha… epik. İlk duyduğumda ben de şöyle olmuştum: — “Sivas mı? Orada ne var ki?” — İç ses: “Bu…
Yorum BırakPoker Kartları Nasıl Dağıtılır? Bu Düzenin İçindeki Görünmeyen Gerilim Poker kartlarının nasıl dağıtıldığı meselesi dışarıdan bakınca “ne var ki bunda” dedirten bir konu gibi duruyor. Dört kişi oturur, kartlar karılır, dağıtılır, oyun başlar… Bu kadar basit. Ama işin içine biraz girince, özellikle de canlı bir masada oturup birkaç el izlediğinde ya da oynadığında, anlıyorsun ki mesele sadece kart dağıtmak değil; güç, algı, disiplin ve hatta küçük bir psikolojik savaşın başlangıcı. Ben İzmir’de yaşayan, sosyal medyada sürekli poker el analizleri dönen tartışmalara giren biriyim ve şunu net söyleyeyim: Pokerde kart dağıtımı, oyunun en hafife alınan ama en kritik anıdır. Çünkü oyun…
Yorum BırakOsmanlı Divanı Hümayun nedir? Tarihe Ankara’dan bakınca Ankara’da sabahları Kızılay’da yürürken, etraftaki kalabalığın içinde bazen kendimi farklı bir zaman katmanında gibi hissederim. Özellikle tarih kitaplarıyla uğraştığım dönemlerde, bugünün devlet mekanizmasıyla geçmişin yönetim anlayışı arasında zihnimde sürekli bir köprü kurarım. Bu köprünün en ilginç ayaklarından biri de hiç şüphesiz Osmanlı Divanı Hümayun nedir? sorusunun cevabında saklı. Osmanlı İmparatorluğu’nu sadece padişahın mutlak iradesiyle yönetilen bir yapı gibi düşünmek çok yüzeysel kalır. Aslında işin merkezinde, bugünün kabine sistemine benzeyen ama ondan çok daha ritüelleşmiş, daha katmanlı bir yapı vardı: Divan-ı Hümayun. Devletin nabzı burada atardı. Savaş kararları, vergi düzenlemeleri, şikâyetler, diplomatik yazışmalar… Hepsi…
Yorum BırakMutfak tüpü hangi gaz? Mutfakta yemek yaparken o küçük tüpün aslında ne içerdiğini çoğu kişi çok da düşünmez. Genelde işlevi önemlidir: ocak yanar, yemek pişer, konu kapanır. Ama işin arkasında oldukça ilginç bir fizik ve kimya var. “Mutfak tüpü hangi gaz?” sorusu aslında sadece basit bir merak değil; enerji, basınç, faz değişimi ve hatta güvenlik konularını bir araya getiren küçük bir bilim hikâyesi. En kısa ve net cevapla başlayalım: Mutfak tüplerinde kullanılan gaz LPG’dir. Yani “Sıvılaştırılmış Petrol Gazı” (Liquefied Petroleum Gas). Ama bu tanım, konunun sadece giriş kapısı. Çünkü LPG dediğimiz şey tek bir gaz değil; bir karışım ve davranışı…
Yorum BırakEklektika olarak bu yazımızda “Masterson terapi nedir” konusunu masaya yatırıyoruz. Keyifli okumalar! Bir günün içinden başlayan hikâye: Masterson terapi nedir? Kayseri’de kış biraz sert geçer. Sabahları camların buğusu, akşamları ince ince yağan karın sessizliği… İnsan ister istemez kendi iç sesini daha çok duyar burada. Son zamanlarda ben de tam olarak böyle bir dönemin içindeyim. Dışarıdan bakınca sıradan bir hayat gibi görünüyor: işe gidiyorum, dönüyorum, çay koyuyorum, bazen arkadaşlarla buluşuyorum. Ama içimde başka bir şey var; adı konmamış bir sıkışma hali. Bu sıkışmanın beni getirdiği yerlerden biri de terapi odası oldu. Ve orada ilk kez duyduğum bir şey vardı: Masterson terapi.…
Yorum BırakKına Yakmak Anlamı Nedir? Kültür, Beden ve Hafıza Arasında Bir Yolculuk Eskişehir’de üniversitede çalışan genç bir araştırmacı olarak, bazen kampüs koridorlarında bile insanın aklına tuhaf sorular takılıyor. “Kına yakmak anlamı nedir?” sorusu da ilk bakışta basit gibi görünse de, içine girdikçe hem kültürel hem biyolojik hem de psikolojik katmanları olan oldukça derin bir konuya dönüşüyor. Kına, çoğu kişinin zihninde düğün öncesi eğlence, elin avucunun kırmızıya boyanması ve biraz da duygusal vedalarla ilişkilidir. Ama işin aslı, bu küçük kırmızı desenlerin ardında binlerce yıllık bir kültür, kimyasal bir bitki pigmenti ve insanın “aidiyet” duygusuna dair güçlü bir hikâye vardır. Kına Yakmak Anlamı…
Yorum Bırak“Kenef Arapça mı?” Sorusunun Peşinden: Dil, Kültür ve Günlük Hayatın Kesiştiği Nokta Bursa’da yaşayan, gün içinde ofis ekranına bakıp akşam eve döndüğünde biraz haber, biraz sosyal medya karıştıran biri olarak şunu söyleyebilirim: Bazı kelimeler var ki insanın karşısına çıkınca “bu nereden geldi ya?” diye düşündürüyor. “Kenef Arapça mı?” sorusu da tam olarak böyle bir merakın ürünü. Basit gibi duruyor ama aslında dilin nasıl katmanlı bir yapı olduğunu, kelimelerin nasıl kültürden kültüre dolaştığını çok net gösteriyor. İşin ilginci şu: Bu tarz kelimeler sadece dil bilgisi konusu değil, aynı zamanda toplumların günlük hayatına, mizahına, hatta tabu algısına kadar uzanıyor. Yani mesele sadece…
Yorum Bırak“Kemal Sunal Polisi nerede çekildi” konusu son dönemde oldukça merak ediliyor. Biz de sizler için detaylı bir içerik hazırladık. Kemal Sunal’ın “Polis” Filmi ve Çekim Mekânlarına Dair Merak Kemal Sunal’ın filmleriyle büyümüş biriysen, bazı sahneler zihninde yıllar geçse bile silinmez. Özellikle “Polis” filmi… Bugün hâlâ “Kemal Sunal Polisi nerede çekildi?” sorusunun sık sık aranması bile bunun bir göstergesi. Ben de geçenlerde akşam eve dönerken metrobüste bu konuyu düşünürken buldum kendimi. Yanımda oturan biri telefonundan eski Yeşilçam sahnelerini izliyordu ve bir anda o film aklıma düştü. İstanbul’da yaşayınca böyle şeyler daha sık oluyor; bazı sokaklar, bazı eski yapılar sanki filmlerin içinde…
Yorum BırakKeklik Gibi Kanadımı Süzmedim Sözü Kime Ait? Ankara’da Bir Türkünün Peşine Düşmek Eklektika olarak bu yazımızda “Keklik gibi kanadımı süzmedim sözü kime ait” konusunu masaya yatırıyoruz. Keyifli okumalar! “Keklik gibi kanadımı süzmedim…” Bu cümleyi ilk duyduğumda çocukluk aklımla pek bir şey anlamamıştım. Sanki biri kuşa benzemek istememiş ama aynı zamanda da kuş gibi özgür olmak istemiş gibi bir şeydi. Ankara’nın gri sokaklarında büyürken böyle cümleler fazla şiirsel gelirdi; hayat daha çok otobüs kaçırmak, sınavlara yetişmek ve markette indirim kovalamakla ilgiliydi. Ama yıllar geçtikçe, ekonomi okudukça, veriyle uğraştıkça ve insanların davranışlarını gözlemledikçe fark ediyorsun: bazı cümleler sadece söz değil, bir dönemin…
Yorum Bırak