İçeriğe geç

Karakter ve kahraman aynı şey mi ?

Bugünkü makalemizde “Karakter ve kahraman aynı şey mi” ile ilgili dikkat edilmesi gereken noktaları inceliyoruz.

Karakter ve kahraman aynı şey mi? İzmir sıcağında fazla düşünen bir gencin iç konuşmaları

İzmir’de yaz akşamı… Klima çalışıyor ama o bile “ben artık pes ettim” modunda. Pencere açık, dışarıdan deniz kokusu geliyor mu emin değilim ama beynim kesin bir şeyler kokluyor: düşünce fazlalığı.

Ben 25 yaşında, arkadaş grubunda sürekli şaka patlatan ama eve dönünce “acaba o espriyi fazla mı uzattım?” diye 3 saat düşünen biriyim. Bugün kafamı kurcalayan soru ise şu: Karakter ve kahraman aynı şey mi?

Bunu düşünürken kendimi bir anda tost yaparken buldum. Evet, tost. Çünkü büyük felsefi sorular genelde mutfakta çözülür ya da daha da karıştırılır.

Bir tostun içinde felsefe aramak

Ekmek arasına kaşar koyarken iç sesim devreye giriyor:

“Bak şimdi… Karakter dediğin şey insanın ham hâli mi? Kahraman dediğin o ham hâlin olaylar karşısında pişmiş versiyonu mu?”

Diğer yandan mutfakta bir ses daha:

“Abi sen sadece tost yapıyorsun, Socrates’e bağlama.”

Ama ben durur muyum? Durmam.

Çünkü mesele basit değil. Karakter ve kahraman aynı şey mi? sorusu aslında sadece kitapların değil, hayatın da içinde gizli. Mesela geçen gün otobüste yer vermek için ayağa kalktım. İçimden biri “kahraman oldun” dedi, diğeri “yahu bu zaten normal bir şey” diye çıkıştı.

İşte o an anladım: ben kendi içimde mini bir tartışma kulübüyüm.

Karakter dediğimiz şey aslında kim?

Karakter, sabah uyanınca aynaya bakıp “bugün ciddi olacağım” deyip 10 dakika sonra arkadaş grubunda saçma bir meme atan kişidir.

Yani ben.

Ama aynı zamanda sen de olabilirsin.

Karakter dediğimiz şey; sinirlendiğinde ne yaptığın, mutlu olunca nasıl güldüğün, kimse görmezken ne düşündüğün. İzmir’de sahilde yürürken martılara içinden laf atman bile karakterin bir parçası olabilir (martılar bunu hak ediyor bu arada, aşırı özgüvenliler).

Bir arkadaşım var mesela, adı Burak. Burak normalde sakin bir insan ama FIFA oynarken resmen başka bir varlığa dönüşüyor.

“Ben zaten böyle bir karakterim” diyor.

Ama sonra aynı Burak, markette yaşlı bir teyzeye poşet taşırken aşırı nazik bir kahramana dönüşüyor.

İşte burada soru tekrar patlıyor:

Karakter ve kahraman aynı şey mi?

Kahraman dediğimiz şey Marvel evreni mi, yoksa hayat mı?

Kahraman deyince çoğumuzun aklına pelerinli adamlar geliyor. Uçamayan bizler biraz dışlanmış hissediyoruz tabii.

Ama gerçek hayat öyle değil.

Kahramanlık bazen sabah 7’de işe giderken alarmı 5. kez ertelememek.

Bazen de “ben bunu yapamam” dediğin şeye rağmen denemek.

Geçen gün dolmuşta bir çocuk ağlıyordu. Yanındaki abi ona şeker verdi. Kimse alkışlamadı, müzik çalmadı, kamera yoktu. Ama o an içimden biri “kahramanlık bu işte” dedi.

Sonra diğer iç sesim geldi:

“Tamam da abartma, adam sadece şeker verdi.”

İşte ben böyle bir zihnin içinde yaşıyorum.

Karakter ve kahraman aynı şey mi? Yoksa biri başlangıç, diğeri sonuç mu?

Bu soruyu düşündükçe kendimi lise yıllarında buluyorum. O zamanlar “ben farklıyım” hissi çok güçlüydü. Şimdi ise “hepimiz biraz birbirimize benziyoruz ama kimse bunu kabul etmiyor” noktasındayım.

Karakter biraz hamur gibi. Ne koyarsan onu alıyor.

Kahraman ise o hamurun fırından çıkmış hâli mi?

Ama burada sıkıntı var.

Çünkü herkes fırına girince ekmek olmuyor. Bazıları kurabiye oluyor, bazıları yanıyor, bazıları da içi çiğ kalıyor.

İç sesim yine araya giriyor:

“Bu metaforu uzattın, geri toplayamazsın.”

Haklı olabilir.

Ama mesele şu: Karakter ve kahraman aynı şey mi? sorusunun net bir cevabı yok. Belki de olması gerekmiyor.

İzmir akşamlarında iç monologlar ve gereksiz derinlik

Sizin İçin Seçtik: Kahve makinesi sütü ısıtır mı ?

Gece 2.30.

Buzdolabını açıyorum. İçinde hiçbir şey yok ama yine de bakıyorum. Çünkü insan bazen çözüm aramaz, sadece bakar.

O sırada düşünüyorum:

Kahraman olmak için büyük şeyler mi yapmak lazım?

Yoksa küçük doğru şeyleri üst üste yapmak mı?

Mesela ben bazen çöpü atmayı unutuyorum. Bu beni anti-kahraman mı yapar?

Bir yandan da arkadaş grubunda en saçma espriyi ben yapıyorum. Bu beni “komedi kahramanı” mı yapar?

Kafam karışık.

Ama güzel bir karışıklık bu. Böyle biraz İzmir trafiği gibi: ne olacağı belli değil ama bir şekilde gidiyorsun.

Arkadaş ortamı test laboratuvarı gibidir

Arkadaşlarla otururken herkesin karakteri ortaya çıkar. Kimisi sessizce dinler, kimisi sürekli konuşur, kimisi de sadece telefonla oynar ama sohbeti en iyi o bilir.

Geçen gün kafede oturuyoruz. Konu yine “kim ne kadar olgun” meselesine geldi.

Ben de klasik ben:

“Olgunluk dediğin şey kahramanlıkla aynı şey değil bence.”

Masada 3 saniyelik sessizlik.

Sonra biri:

“Sen yine gece 3 düşüncelerine bağladın konuyu.”

Haklıydı.

Ama işte tam burada dönüp tekrar soruyorum:

Karakter ve kahraman aynı şey mi?

Yoksa biz sadece kendi içimizde rol mü değiştiriyoruz?

Kendine gülmeyen insanın hayatı biraz sıkıcıdır

Ben kendi halime çok gülerim.

Mesela geçen gün markette kasada “iyi günler” yerine “iyi dersler” dedim. Niye? Çünkü beynim hâlâ üniversite modunda.

Kasiyer baktı.

Ben baktım.

O baktı.

Ben içimden “kahramanlık burada bitti” dedim.

Ama sonra düşündüm: belki de kahramanlık, rezil olduğun anlarda bile kendine gülmeyi bilmek.

Çünkü karakter dediğin şey sadece ciddi anlarda değil, saçma anlarda da ortaya çıkar.

Karakter ve kahraman aynı şey mi? Belki de yanlış soruyu soruyoruz

Bazen düşünüyorum da… biz bu soruyu yanlış soruyor olabilir miyiz?

Belki de mesele “aynı mı?” değil.

Belki de mesele şu:

Bir insan hem karakter olabilir hem kahraman olabilir mi?

Ya da hiçbiri olmadan sadece “insan” kalmak yeterli mi?

İzmir’de gün batımını izlerken bunu düşünüyorum. Gökyüzü turuncuya dönüyor, insanlar fotoğraf çekiyor, martılar yine kavga halinde.

Ben ise kendi içimde küçük bir tartışma:

“Sen kahraman mısın?”

“Hayır.”

“Karakter misin?”

“Bazen.”

“Peki ne oluyorsun?”

“Bilmiyorum.”

Ve bu cevapsızlık aslında çok tanıdık.

Son düşünce değil, sadece devam eden bir şey

Hayat biraz böyle. Net cevaplar vermiyor.

Karakter dediğin şey zamanla şekilleniyor. Kahraman dediğin şey ise bazen hiç fark etmeden yaptığın küçük seçimlerin toplamı oluyor.

Belki de Karakter ve kahraman aynı şey mi? sorusunun en dürüst cevabı şu:

Bazen aynı şeyler gibi hissediliyorlar. Bazen tamamen farklılar. Ama çoğu zaman birbirlerinin içinde yaşıyorlar.

Ben hâlâ tost yapıyorum.

Ve hâlâ düşünüyorum.

İzmir gecesi uzuyor, düşünceler biraz daha uzuyor.

Ama en azından şunu biliyorum:

Kendine gülebilen biriysen, zaten hikâyenin bir yerinde varsın.

Eklektika okurlarıyla “Karakter ve kahraman aynı şey mi” konusunu paylaşmak gerçekten güzeldi. Bir sonraki yazımızda görüşmek üzere!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
https://bambuwebtasarim.com https://halkalinakliyat.com.tr https://mity.com.tr Sitemap
hiltonbet yeni giriştulipbet